Dortyol.com - Dörtyol Haber, Dörtyol Güncel Son Dakika Haberleri

Alerji nedir? Belirtileri ve nedenleri nelerdir?
Alerji nedir? Belirtileri ve nedenleri nelerdir?

Alerji nedir? Belirtileri ve nedenleri nelerdir?

Alerji, herkes için başka bir anlam taşır. Günlük dilde, insanlar kendilerine iyi gelmeyen her şeye karşı alerjik olduklarını sanırlar. Tembel birinin işe alerjisi olduğu söylenebilir, ancak tıbbi dilde alerjinin çok belirli bir anlamı vardır: Alerji, genelde insanlara zararlı olmayan bir maddeye karşı vücudun gösterdiği rahatsız edici tepkidir.


En bilinen alerjiler astım, egzama ve saman nezlesi olmakla birlikte, artık bir çok şikayet alerjiye bağlanmaktadır. Yiyecekler, polen, sporlar, böcek sokmaları, hayvan tüyü ve kimyasal maddeler, duyarlı kişilerde alerjiye yol açabilecek maddelerden bazılarıdır.


Alerjilerin gerçek nedeni, bugün bile tam olarak bilinmemektedir. Örneğin baharda bir sınıf dolusu çocuktan neden yalnızca iki veya üç tanesinin alerjiden şikayetçi olduğunu bilmiyoruz. Aynı biçimde 100 kişiden neden ancak birinin aspirin alır almaz ürtiker (kurdeşen) döktüğünü veya astım krizine yakalandığını açıklayamamaktayız. Yine de nedenleri ne olursa olsun alerjik reaksiyonları kontrol altında tutmak için çeşitli tıbbi tedavi yöntemleri vardır. Öte yandan bireylerin de alerjilere karşı alacakları önlemler bulunmaktadır.


Alerji belirtileri nelerdir?


Alerjiler, vücudun herhangi bir yerini etkileyebilirler ve alerji hastaları bir anda yalnızca bir veya iki alerjik reaksiyondan etkilenebilirler.


Burunda oluşan alerji belirtileri, tıkanıklık, kaşınma, hapşırma veya ani gelişen burun akmasıdır. Bu belirtilerin nezleden farklı yönü, daha uzun sürmeleri ve burun salgılarının daha sulu olmasıdır.


Göğüste alerji belirtileri kuru öksürük ve hırıltıdır. Hırıltı, astımlı hastaların nefes vermeye çabalarken çıkardıkları sestir. Bu hastaların soluk almadaki güçlüğü, bronşlarının iltihaplı olması ve soluk almaya yarayan bu hava borularında kramp girmesidir (bacağa giren bir kramp gibi). Astımın nedenlerinden sadece biri, akciğerlerdeki bu alerjik reaksiyondur; diğer nedenlerin başında enfeksiyon ve üzüntü gelir.


Deride oluşan alerjiler çeşitlidir. En başta egzama veya atopik dermatit sayılabilir. Bu hastalık, genellikle küçük çocuklarda deride kaşıntıya veya kabuklaşmaya neden olur. Bu durum özellikle yüzde, boyunda, kol ve bacakların eklem yerlerinde görülür. Başka bir deri alerjisi de ürtikerdir. Ürtiker, deride oluşan böcek sokması veya diken batmasına benzeyen ortası beyaz, çevresi kırmızı kaşıntılardır.


Kontakt dermatit ise derinin, alerjiye yol açan maddeyle temas eden yüzeylerinde görülen ve su toplayan kaşıntılı iltihaplanmalardır.


Mide ve bağırsaklarda oluşan alerjik reaksiyonların belirtileri ishal, bulantı, mide ağrıları ve gaz oluşmasıdır.


Göz'de oluşan alerji belirtileri ise, kaşınma, göz akında kızarma ve göz yaşarmasıdır. Genellikle her iki göz de etkilenir.


Kulakta oluşan alerjiler geçici veya bölümsel sağırlığa yol açabilir. Bu sağırlığa, kulakta biriken sıvılar neden olur. Bazı hallerde kulakta akıntı görülür.


Alerjinin nedenleri nedir?


Alerjik insanlar, alerjenlere (Alerjik oldukları maddeye), sağlıklı insanların tehlikeli olabilecek mikroplara veya zehirlere gösterdikleri tepkiye benzer tepkiler gösterirler. Aradaki fark şudur: Alerjik bünyeler, zararsız bir maddeyi kesinlikle vücuttan atılması gereken tehlikeli bir maddeymiş gibi görürler.


Vücudun doğal korunma sisteminin en etkin güçlerinden biri, lenfosit adı verilen akyuvarlardır. Onların görevi, vücuda giren antijenleri kollamaktır. Antijenler, canlı veya organik maddelerde bulunan, ama, vücudun kendi öz proteinlerinden farklı olan yabancı maddelerdir. Virüslerin ve bakterilerin yanı sıra, yiyecekler ve polen gibi daha tehlikesiz maddeler de antijen olarak adlandırılırlar. 


Akyuvarlar, tam olarak anlaşılamayan karmaşık bir mekanizma yoluyla, tehlikeli antijenlerle zararsızlarını ayırt edebilirler. Bunun içindir ki, sağlıklı bir beden, bulaşıcı hastalığa neden olan bir virüse karşı kendisini korurken, yiyeceklerin içindeki zararsız proteinlere tamamen farklı bir tepki gösterir.


Zararlı olabilecek antijenlere rastladıklarında, akyuvarlar antikor üretimine geçerler. Antikor, antijenle birleşerek onu etkisiz hale getirir.


Sağlıklı bir insanda bile akyuvarların antijeni etkisiz hale getirecek miktarda antikor üretmesi birkaç gün alabilir. Antijen bir kere yenilgiye uğratıldıktan sonra ise vücut ona karşı uzun süreli bir bağışıklık kazanır. Örneğin bazı insanların suçiçeği ve kızamık gibi hastalıkları yalnızca bir kez geçirmelerinin nedeni, virüsler vücuda ikinci kez girdiklerinde onları kısa sürede yok edecek antikorların hazır bulunmasıdır.


Aşının da ana fikri budur. Aşılanan kişiye hastalığa yol açacak kadar güçlü olmasa da akyuvarların koruyucu antikor üretimine başlamasını sağlayacak kadar antijen verilir. Alerji uzmanları da hastalarını alerjenlere karşı korumak için aşılamaya benzer bir tedavi uygularlar. 


Antikorların önemli bir özelliği, hücum ettikleri antijenleri çok dikkatle seçmeleridir. Bir antijene karşı etkili olan bir antikor, başka antijenlere karşı tümüyle etkisizdir. Grip ve nezleye defalarca yakalanmamız bundan kaynaklanır. Griplerin ve nezlenin nedeni, sürekli değişim gösteren virüsler olduğundan, bir kışın antrikotları bir sonraki kışın mikroplarına karşı koruma sağlayamamaktadırlar.


Her birinin kendine has görevleri olan dört ayrı cins antikor vardır. Kısaca, bazı antikorlar devriye gezen polisler gibi, kanda dolaşırlar. Oysa bazıları nöbetçiler gibi belirli dokuların başını beklerler. Daha başkaları, akyuvarların yanında silahlı muhafızlar gibi gezerler. Sonuncusu da antijenleri, antikorlardan yararlanmadan yok edebilen akyuvarlardır. 


Alerjik olan bünyelerde Akyuvarlar, zararsız antijenlere zararlıymışçasına tepki gösterirler. Kimse bunun gerçek nedenini bilmese de kalıtsal bir sorun olabileceği düşünülmektedir. Alerjilerin ailelerde görülme eğilimi vardır. Bazı alerjilerin, özellikle yiyecek alerjilerinin, bebekleri çok erken memeden kesmekten kaynaklandığı düşünülmektedir. Korunma sistemleri, tam gelişmiş olmadığı için, bebekler, inek sütünde ve başka yiyeceklerdeki yabancı proteinlere karşı gereken savunmayı yapamamaktadır.


Yiyecek alerjisi en yaygın görülen alerji türlerinden biridir. Bazı insanların dudakları bir lokma balık, fıstık, süt, yumurta veya kabuklu deniz ürünü yediklerinde şişer. Öte yandan aynı belirtiler, yiyecekler yutulduktan sonra bağırsaklarda da görülebilir. Bazı insanların yiyecek alerjileri o kadar ağırdır ki, balığa alerjisi olan bir kişi, balıkçının önünden geçerken solunum güçlüğü çekmeye başlar veya yumurtaya alerjisi olan biri, aynı odada bir yumurta kırıldığında hapşırabilir. Eğer yiyeceklere alerjiniz bu denli ağır ise, belirtilerin nedenleri bellidir ve bundan kaçınmanın en basit yolu, bu yiyeceklerden uzak durmaktır. Astım, saman nezlesi ve gözle görülmeyen polen ve sporların neden olduğu başka alerjik şikayetlerden kaçınmak daha zordur, çünkü alerjenlerini gelirken görme olanağınız yoktur.


Kontakt dermatit başka bir alerjik reaksiyondan kaynaklanır. Bu durumda derideki beyaz hücreler genellikle kimyasal maddeden oluşan bir antijenden etkilenirler. Buna karşılık hücreler, kaşıntı ve su toplamasına neden olan iltihaplandırıcı maddeler salgılarlar (iltihabın aslında zarar görmüş dokuların kendi kendilerini onarmak için uygun ortam yaratan koruyucu bir önlem olduğunu unutmayın). Kontakt dermatit yalnızca cildin alerjenle temas eden yüzeylerinde görülür ve başka tür alerjilerden daha geç ortaya çıkar. Ev kadınlarının ellerinde deterjandan kaynaklanan alerjik reaksiyon olarak kontakt dermatit görülür. Bazı kişiler ise metal kozmetiklere karşı alerjiktir.


Vücudun bağışıklık sistemindeki bozukluklardan ileri gelen bu alerjik reaksiyonlara ek olarak bir çok başka şikayete de alerji denir. Ancak, bunların gerçekten alerji olup olmadıkları tartışma konusudur.

Yorumlar

  • Mehtap ŞEKER - 2020-07-24 21:04:57
    Bebeğinizde varsa hayatınızı tam bir kaosa çeviren hastalıktır. Doğumundan çok kısa bir süre sonra, siz hala sadece anne sütü verirken bebeğinizin hemen hemen tüm cildi egzama hatta ürtikerlerle savaşmaya başlar. Ne oluyor falan demeye kalmadan kendinizi Çocuk doktorunda bulursunuz ve acı gerçekle tanışırsınız. Yapılan testlerde çocuğunuzun süte, yumurtaya ve daha birçok gıdaya alerjisi olduğunu, tüm bu gıdaları kendisi direk almasa da sizin yemeniz halinde, anne sütü dolayısıyla ona da geçtiğini ve tüm bunlarla beraber atopik dermatitin ne demek olduğunu öğrenirsiniz. Hayatınıza artık diyet girmiştir. Tüm bu gıdalardan uzak durusunuz ancak kabus bitmez hatta ne kötü bir kabusta olduğunuzu daha yeni yeni anlamaya başlamışsınızdır. Yapılan cilt ve kan testleri doğru sonuçlar vermiyordur ve bunu da çok acı bir şekilde öğrenirsiniz. Bebeğinize verdiğiniz anne sütünü kesmeniz istenir çünkü ne yazık ki bebeğinizin anne sütünün içindeki bazı proteinlere de alerjisi vardır. Tanesi 300 TL olan ve ayda 15-20 kutu almanız gereken özel bir mama ile beslemeye başlarsınız. Sonrasında testlerde negatif çıkan gıdaları dört gün aralıklarla bebekte denemeye başlamanız istenir. Örneğin, pirinç negatiftir ve siz o gün mamasına bir çay kaşığı pirinç unu eklersiniz ve çocuk öyle bir kusmaya başlar ki siz o geceyi hastanede, ufacık bebeğinize serum taktırarak ve kusma nöbetlerinden boğulmasın diye dua ederek geçirirsiniz. Sonra doktorunuza bağırıp çağırmanız da nafiledir. Ne yazık ki yalancı negatiflik yani non ige diye bir durumun gerçekliği ile tanışmışsınızdır artık. Besin denemeleri yapmaya devam edersiniz. Dört gün patates vererek başlarsınız, sonraki dört gün, çocukta bir belirti yoksa içine havuç ekleyip bir dört gün daha denersiniz ve sonuç süperdir. İyi gidiyoruz derken içine soğan koyarsınız, bir dört gün daha iyi geçmiştir. Bir süre bu üçlü ile devam ederken bir sabah bebeğinizin tüm cildinin kıpkırmızı olduğunu görüp soluğu gene hastanede alırsınız. Suçlu gıdayı bulmak için gene sadece patatese geri dönersiniz ama sonuç almanız mümkün değildir çünkü bazı gıdalar dört günde, bazıları iki saatte, bazıları ise bir ayda reaksiyon vermektedir. Siz ne kadar üzülüp depresyona girseniz de hepsi birbirine karışmaktadır. Çocuğa alerji yapan besinleri siz tükettiğinizde ve akabinde ellerinizi yıkamadan ona dokunduğunuzda çocuk gene hastanelik olmaktadır. Bu arada hayattan kopmuşsunuzdur, kimseyle görüşememeye başlarsınız, çünkü aman ne var alerji işte geçer gider laflarından başka bir şey duyamazsınız ve daha çok sinir olursunuz. Çocuk büyümeye ve bazı yiyecekleri istemeye başladığında ise asıl trajedi o zaman başlar. Anlatamazsınız küçücük çocuğa. Yaşıtları yanında çikolata, dondurma, kraker yerken onun neden yiyemeyeceğini anlatamazsınız bir türlü ve kahrolursunuz. Bir köşede sessizce ağlarsınız ya da Anne sakız ne demek? dediğinde tüm cümleler bitmiştir. Antihistaminik vererek çocuğa bazı şeyleri yedirme yöntemini denersiniz çaresizce ve sonucunda o minicik bebeğin karaciğer testlerini gördüğünüzde çaresizliğiniz bir kat daha artar. Artık ne yapmanız gerektiğini bilmiyorsunuzdur. Saçma sapan çareler aramaya başlarsınız. Bunun bir tedavisi ne yazık ki yoktur. Elinizden gelen sadece geçmesini beklemek ve astıma çevirmemesi için dua etmektir. Her gün, çaresiz dertler vermesin diye Allaha dua edip buna şükür etmeyi öğrenirsiniz. Hayat devam ediyordur ve öyle ya da böyle devam edecektir yine de.